Amblem
Sekmede duran, kartvizitin köşesinde duran, her sayfanın solunda duran işaret. Bir daire ve içinde bir çizgi sanıyorsun. Değil.
Yaklaş.
Biçim
Amblem tek bir anı donduruyor: kanat uçları yukarı kalkmış bir manta vatozu. Simetrik bir desen değil, hareketin tam tepe noktası — bir sonraki vuruşun hemen öncesi.
Duran bir şey değil, duraklamış bir şey.
Hareket
Manta suyu iterek ilerlemez. Kanatlarını bir kuş gibi çırpar; denizin içinde uçar. Balıkların çoğu gövdesini kıvırırken o kanat çırpar — bu yüzden hareketi çabalı değil, akışkan görünür.
Tasarımda aradığım şey de bu: emeğin görünmediği sonuç.
İlk izlenim
Mantayı sevimli kılan, ağız hattının insanda bıraktığı gülümseme izlenimidir. Dalgıçlar onu bu yüzden hatırlar: yaklaşır, döner, bir süre eşlik eder, sonra gider.
İlk izlenim hep aynı: zararsız.
İkinci okuma
Aynı kanatlar, ışığa karşı başka bir şeye benziyor. Yukarı kalkmış iki uç — suyun yüzeyini yaran o tanıdık hat. Amblem bunu saklamıyor; sadece önce söylemiyor.
Aynı canlı. Aynı çizgi. Yalnızca açı değişti.
Neden bu işaret
Bir amblem insanı anlatacaksa, bir okumayla bitmemeli. Bunda iki tane var: uzaktan bakınca sakin, yaklaşınca keskin. Hangisini gördüğün, ne kadar yaklaştığına bağlı.
Sekmedeki o küçük daire artık bir işaret değil. Kanatları yukarıda, bir sonraki vuruşu bekliyor.