← News arşivi

Tasarım Gündemi / 24.09.2026

Bugün İç Mekanda 5 Sinyal

Yüzey, koleksiyon, ışık, depolama ve arşiv mekânı aynı gündemde buluşuyor.

YüzeyKonutAydınlatmaMobilya

24 Eylül seçkisi; endüstriyel seramiğe insan dokunuşu kazandıran yüzeylerden dönemler arası koleksiyoner evine, Murano camından esnek depolamaya ve keşif duygusu yaratan tasarım arşivine uzanan beş güncel örneği topluyor.

yukselmurat.com ana sayfasına dön
01

Seramik / Yüzey

Duvar seramiği, insan yüzü taşıyan dokunsal bir yüzeye dönüşüyor

Faye Toogood’un Mutina için geliştirdiği Faces & Figures koleksiyonu; göz, kulak, ağız, burun ve beden parçalarını geometrik karolarla aynı sistem içinde buluşturuyor. Endüstriyel üretim, elde şekillendirilmiş hissini kaybetmeden mekâna giriyor.

Faye Toogood ve Mutina Faces and Figures koleksiyonundan nötr tonlu rölyefli seramik karolar
Fotoğraf: Gerhardt Kellerman / Wallpaper*

Faye Toogood’un Mutina ile ilk karo iş birliği olan Faces & Figures, seramiği yalnız kaplama ürünü olarak değil, bedensel bir yüzey sistemi olarak ele alıyor. Koleksiyon; chalk, sand, clay ve mud tonlarındaki geometrik karoları, elle modellenmiş hissi veren organik parçalar ve ekstrüde tuğlalarla bir araya getiriyor.

Göz, kulak, ağız, burun ve beden parçaları duvarda küçük sürprizler gibi beliriyor. Mat ve parlak bitişlerin aynı palette kullanılması, yüzeyi tek renkli olsa bile ışıkla değişen, yakın mesafede okunabilen bir kompozisyona dönüştürüyor.

İç mekân uygulaması açısından asıl değer, figüratif parçaların tüm duvarı ele geçirmek zorunda olmaması. Nötr modüllerin arasına kontrollü biçimde yerleştirilen rölyefler; banyo, retail ya da hospitality alanında yüzeye kimlik kazandırırken mekânın kullanımını baskılamıyor.

Yüzey tasarımında karakter artık yalnız renk ve derz ritminden gelmiyor; rölyef, gölge ve insan ölçeği duvarı aktif bir anlatı katmanına çevirebiliyor.

Kaynak: Wallpaper*
02

Konut / Koleksiyon

Koleksiyoner evi, galeriye dönüşmeden dönemleri buluşturuyor

Rose Uniacke, Batı Londra’daki 1910 yapısında Jean Prouvé, Charlotte Perriand ve antik objeleri özel doğrama, duvar tekstilleri ve ışığa göre değişen sakin bir paletle bir araya getiriyor. Oda, içindeki değerli parçalardan önce geliyor.

Rose Uniacke tasarımı Londra dairesinde koleksiyon mobilyaları ve geniş kemerli pencereler
Fotoğraf: Simon Upton / Wallpaper*

Rose Uniacke’nin Batı Londra’daki 3.111 sq ft dairesi, 1910 tarihli yapının güçlü kemerli pencerelerini koruyarak çağdaş ve rahat bir koleksiyoner evi kuruyor. Özel doğrama ve aydınlatma, tarihî kabuğu taklit etmek yerine ona sakin bir fon sağlıyor.

Jean Prouvé ve Charlotte Perriand gibi 20. yüzyıl tasarımcılarının işleri, çağdaş Japon parçaları, Uniacke’nin kendi üretimleri ve MÖ 332–30 döneminden bir Mısır tabletiyle aynı hacimde buluşuyor. Beyazdan soluk mavi-yeşile, yumuşak pembeden koyu kırmızıya uzanan renk geçişleri ışık ve objelere göre şekilleniyor.

Projeyi güçlü kılan, evin değerli eserleri sergileyen steril bir galeriye dönüşmemesi. Duvar tekstilleri, boşluk payları ve mobilya ölçekleri odaları yaşanabilir tutuyor; koleksiyon ise zaman içinde yer değiştirebilen canlı bir katman olarak kalıyor.

Koleksiyon sergilemenin anahtarı her objeyi öne çıkarmak değil; ölçek, boşluk ve ışıkla parçalar arasında rahat bir konuşma kurmak.

Kaynak: Wallpaper*
03

Aydınlatma / Murano Camı

Dört katmanlı Murano camı, ışığı çiçek gibi açıyor

Gubi, Carlo Nason’ın 1970’lerde tasarladığı Lotus lambayı yeniden üretime alıyor. Ağızdan üfleme opal camdan dört ayrı katman, kapalıyken heykelsi bir obje; açıkken ise yumuşak ve derinlikli bir ışık hacmi kuruyor.

Gubi tarafından yeniden üretilen Carlo Nason Lotus lambanın farklı cam seçenekleri
Fotoğraf: Courtesy Gubi / Wallpaper*

Carlo Nason’ın Lotus lambası, Murano cam geleneğinin teknik ustalığını soyut bir çiçek formuna taşıyor. Dört ayrı ağızdan üfleme cam katman üst üste gelerek hem kapalı halde güçlü bir heykel hem de ışık açıkken yumuşak geçişli bir hacim oluşturuyor.

Gubi’nin yeniden üretimi, tasarımın 1970’lerdeki deneysel tavrını korurken parçanın bugünkü iç mekânlarda çalışmasını sağlıyor. Opal cam ışık kaynağını doğrudan göstermeden dağıtıyor; katmanlar arasında kalan gölgeler lambanın derinliğini artırıyor.

Bu yaklaşım özellikle konut, otel lobisi ve lounge alanlarında tek bir armatürle odak yaratmak isteyen projeler için anlamlı. Işık seviyesi kadar, ışığın malzeme içinde nasıl tutulduğu ve çevreye nasıl yayıldığı atmosferin esas belirleyicisi oluyor.

İkonik aydınlatmanın güncelliği yalnız biçimden değil, ışığı filtreleyen malzeme katmanlarının mekânda oluşturduğu sessiz dramatizmden geliyor.

Kaynak: Wallpaper*
04

Mobilya / Depolama

Ofis kredenzası evin içinde daha esnek bir sisteme dönüşüyor

Sam Chermayeff, Florence Knoll’un 1961 tarihli depolama dilini kitaplık, bar dolabı, konsol, yan sehpa ve orta masaya genişletiyor. Çelik profil, kaplama, lake ve mermer seçenekleri modernist omurgayı korurken ev içi kullanımı çoğaltıyor.

Sam Chermayeff imzalı Knoll depolama koleksiyonundan renkli konsol, kitaplık ve sehpa
Fotoğraf: Knoll / Wallpaper*

Sam Chermayeff’in Knoll için geliştirdiği seri, Florence Knoll’un çelik profilli, yüzeyleri hizalı ve mermer tablalı 1961 kredenzalarının mimari disiplinini koruyor. Ancak sistemi ofis yöneticisi mobilyasından çıkarıp çağdaş evin farklı odalarına taşıyor.

Kitaplık, bar dolabı, konsol, yan sehpa ve orta masa; kaplama, koyu kırmızı, yeşil ve mavi lake ile farklı mermer seçeneklerine sahip. Her yönden tamamlanmış yüzeyler sayesinde parçalar yalnız duvara yaslanmak zorunda değil; mekân bölücü ya da serbest duran odak olarak kullanılabiliyor.

Koleksiyonun iç mimarlık açısından önemi, depolamayı görünmez kılmaya çalışmaması. Düzen kuran mobilya aynı zamanda renk, oran ve malzeme karakteri taşıyor; esnek planlarda dolaşımı tarif eden aktif bir elemana dönüşüyor.

İyi bir yeniden yorum, ikonu kopyalamak yerine değişen yaşam biçimine cevap verir; depolama artık duvara yaslanan ağır bir kutu değil, odanın ortasında da çalışabilen mobilyadır.

Kaynak: Wallpaper*
05

Arşiv / Koleksiyon Tasarımı

Tasarım arşivi, kontrollü sergi yerine keşif deposu gibi açılıyor

R & Company, Brooklyn Navy Yard’daki 16.000 sq ft Building 86 arşivini randevuyla ziyaretçilere açtı. Prototipler, nadir mobilyalar ve tasarım “B yüzleri” yüksek raflarda kronolojik bir rota olmadan yan yana duruyor.

R and Company Building 86 arşivinde yüksek raflarda nadir mobilya ve tasarım objeleri
Fotoğraf: Courtesy R & Company / Wallpaper*

R & Company’nin Brooklyn Navy Yard’daki Building 86 arşivi, 30 yıllık biriktirme pratiğini ilk kez daha geniş bir izleyiciyle buluşturuyor. Eski bir makine atölyesindeki 16.000 sq ft alan; kalıcı koleksiyonu, tasarımcı arşivlerini, fotoğraf stüdyosunu ve çalışma alanlarını birlikte barındırıyor.

Wendell Castle’ın Sluggo lambasından Verner Panton’ın modüler oyuncağına, Poul Kjærholm’un çekmecesinden Roberto Matta’nın dönüşebilen oturma sistemine kadar parçalar katı bir kronoloji olmadan yüksek raflarda karşılaşıyor. Bu düzen, ziyaretçiyi hazır bir anlatıyı izlemek yerine kendi bağlantılarını kurmaya çağırıyor.

Showroom ve kültür mekânları için burada güçlü bir fikir var: her objeyi kusursuz bir vitrine ayırmak yerine arşivin yoğunluğunu görünür bırakmak, araştırma duygusunu artırabilir. Mekân böylece yalnız sergileyen değil, merak üreten bir tasarım aracı olur.

Arşiv mekânı her şeyi açıklamak zorunda değil; kontrollü dağınıklık ve beklenmedik karşılaşma, tasarım tarihini daha canlı ve araştırmaya teşvik eden bir deneyime dönüştürebilir.

Kaynak: Wallpaper*