← News arşivi

Tasarım Gündemi / 22.09.2026

Bugün İç Mekanda 5 Sinyal

Renk, konut, otel, performans ve wellness tarafında sıcak ama karakterli iç mekân kararları öne çıkıyor.

RenkKonutHospitalityWellness

22 Eylül seçkisi, atmosfer kuran renklerden tarihsel kabuğu güncelleyen otel projelerine ve sosyal wellness kulüplerine uzanan beş güncel tasarım fikrini inceliyor.

yukselmurat.com ana sayfasına dön
01

Renk / Trend

Koyu renkler kaybolmuyor, yalnızca daha sıcak ve yaşanabilir hale geliyor

Samplize’ın milyonlarca gerçek renk numunesini inceleyen raporu, sıcak renklerin soğuk renklere göre yaklaşık üç kat hızlı büyüdüğünü ve derin warm tonların yeniden güç kazandığını gösteriyor.

Samplize renk numuneleri ve sıcak koyu boya trendleri
Fotoğraf: Samplize / Design Milk

Samplize’ın 2026 renk verisi, kullanıcıların boya kararlarında daha sıcak ve daha derin tonlara yöneldiğini gösteriyor. Platformun milyonlarca gerçek numune hareketini okuyan analizinde sıcak renklerin soğuk renklere göre yaklaşık üç kat hızlı büyümesi, renk trendlerinin yalnız estetik beğeni değil gerçek satın alma niyeti üzerinden de değiştiğini düşündürüyor.

Raporda sıcak renklerin toplam numune içindeki payı yüzde 69,4’e çıkarken önceki dönemde bu oran yüzde 64,3 seviyesindeydi. Özellikle kahverengiler yüzde 13,4’e yükselerek bej ve gri merkezli nötr paletin daha karakterli, daha toprağa yakın bir yöne genişlediğini anlatıyor.

Bu eğilim iç mekân için pratik bir sinyal taşıyor: koyu renk geri çekilmiyor, yalnızca daha yaşanabilir sıcak alt tonlarla yeniden kuruluyor. Bordo, taş kahvesi, muted greige ve sıcak gri gibi renkler; konut, otel odası ve lounge alanlarında dramatik ama ağırlaşmayan bir atmosfer zemini sağlayabilir.

İç mekânda nötr zemin artık yalnız açık bej ya da soğuk gri değil; taş kahvesi, bordo, sıcak gri ve muted greige gibi karakterli ama dengeli tonlara kayıyor.

Kaynak: Design Milk
02

Konut / Renovasyon

Vancouver Special, teknik disiplinle daha kişilikli bir aile evine dönüşüyor

Schéido, 1978 tarihli Vancouver Special evini yükseltilmiş tavanlar, üst kata taşınan yaşam alanları, kesintisiz köşe camı, siyah çelik ve sedir yüzeylerle yeniliyor.

Schéido Vancouver Special renovasyonunda gün ışıklı yaşam alanı
Fotoğraf: Tina Kulic / Design Milk

Schéido’nun Vancouver Special renovasyonu, kentte çok yaygın olan bir konut tipolojisine daha özgün bir yaşam kurgusu kazandırıyor. 1978 tarihli yaklaşık 2.600 sq ft evde yaşam alanlarının üst kata taşınması, gün ışığı ve manzaranın gündelik hayatla daha doğrudan ilişki kurmasını sağlıyor.

Müdahalenin en belirgin kararlarından biri, üst katta tavanların yükseltilmesi ve kesintisiz köşe camıyla açıklık hissinin artırılması. Siyah çelik elemanlar, sedir yüzeyler ve korunmuş Douglas fir detayları; yapının eski dokusunu tamamen silmeden daha çağdaş ve katmanlı bir karakter kuruyor.

Projeyi güçlü yapan nokta, renovasyonun yalnız kozmetik bir güncelleme gibi davranmaması. Plan, taşıyıcı mantık, ışık ve malzeme aynı anda ele alındığında sıradan görünen bir konut tipi bile iç mimari açıdan hafızalı, beklenmedik ve sıcak bir eve dönüşebiliyor.

Sıradan konut tipolojisi, plan ve taşıyıcı kararları doğru ele alındığında “sophisti-quirk” bir iç mekân karakterine kavuşabiliyor.

Kaynak: Design Milk
03

Hospitality / Otel

Venedik ihtişamı daha hafif ve çağdaş bir otel diline geçiyor

Cristina Celestino’nun Elizabeth Unique Venice iç mekânları; ahşap kirişleri ve dekoratif tavanları korurken lagün yeşili, crimson ve kum tonlarında terrazzo, marmorino ve ceviz boiserie kullanıyor.

Elizabeth Unique Venice otelinde Cristina Celestino imzalı renkli oda
Fotoğraf: Design Hotels / Design Milk

Elizabeth Unique Venice, Cannaregio’da 17. yüzyıl bir palazzo içinde yer alıyor ve Cristina Celestino’nun müdahalesi yapının tarihini ağır bir dekor diliyle çoğaltmak yerine daha hafif bir Venedik atmosferi kuruyor. Mevcut ahşap kirişler ve dekoratif tavanlar korunurken odalar renk, yüzey ve dokuyla güncelleniyor.

Lagün yeşili, crimson ve kum tonlarında üç ayrı terrazzo zeminin kullanılması, otelin ortak hafızasını tek tip bir lüks palete hapsetmiyor. Marmorino yüzeyler, ceviz boiserie, CEDIT Policroma seramikleri ve Rubelli ile Dedar tekstilleri; Venedik referansını zanaat ve malzeme üzerinden daha çağdaş bir ritme taşıyor.

Buradaki ders hospitality projeleri için çok net: tarihsel yapı, geçmişin dekoratif tekrarına zorlanmadan da güçlü kalabilir. Önemli olan mevcut kabuğun sesini bastırmayan, fakat bugünün konfor ve görsel kültür beklentilerini taşıyan malzeme kararları vermek.

Tarihsel kabuk yeniden canlandırılıyor fakat geçmiş birebir taklit edilmiyor; malzeme ve renk, mirası bugünün konaklama ritmine bağlıyor.

Kaynak: Design Milk
04

Performans / Hospitality

Jazz kulübü gotik katedral dramaturjisiyle kuruluyor

Studio LCD, Yeni Delhi’deki The Piano Man’i kavisli katmanlar, mezzanine, oyma meşe, ferforje, vitray ışık kutuları ve 564 trompetten oluşan avizeyle tasarladı.

The Piano Man New Delhi jazz kulübünde gotik referanslı sahne ve oturma düzeni
Fotoğraf: Avesh Gaur / Interior Design

Studio LCD’nin Yeni Delhi’de tasarladığı The Piano Man, 8.500 sq ft ölçeğinde bir jazz kulübünü gotik katedral referanslarıyla performans mekânına dönüştürüyor. Kavisli üst katlar, mezzanine ve sahneye yönelen katmanlı oturma düzeni, ziyaretçiyi yalnız izleyici değil mekânın parçası haline getiriyor.

Oyma meşe, ferforje detaylar ve vitray ışık kutuları tarihsel referansları doğrudan kopyalamadan atmosfer kuruyor. Mekânın en akılda kalan unsurlarından biri, 564 trompet formundan oluşan avize; bu parça hem müzikal kimliği görünür kılıyor hem de tavan hacmini teatral bir odak noktasına çeviriyor.

Proje, performans mekânlarında iç mimarinin dekoratif arka plan olmadığını hatırlatıyor. Görüş çizgileri, akustik algı, bekleme hissi ve sahneye yaklaşma ritmi birlikte tasarlandığında mekân, programın duygusunu doğrudan yönetebiliyor.

Mimari burada performansın fonu değil; görüş çizgilerini, akustiği ve seyircinin beklentisini yöneten aktif bir sahne.

Kaynak: Interior Design
05

Wellness / Üyelik Kulübü

Wellness kulübü spor salonundan sosyal eve dönüşüyor

Charles & Co imzalı Moss; lounge, restoran, etkinlik alanı ve wellness katlarını konut benzeri bir akışta birleştiriyor. El baskısı duvar kâğıtları, Venedik sıvası, taş ve özel mozaikler sıcak bir kulüp dili kuruyor.

Moss members club New York sıcak tonlu lounge ve wellness iç mekânı
Fotoğraf: Nicole Franzen / Hospitality Design

Moss, New York’ta 520 Fifth Avenue içinde beş kata yayılan bir üyelik kulübü olarak wellness programını daha sosyal ve konut hissi güçlü bir dile taşıyor. Charles & Co, lounge, restoran, etkinlik alanı ve wellness katlarını ayrı bölümler gibi değil, gün boyunca değişen kullanımları destekleyen bütünlüklü bir akış olarak ele alıyor.

El baskısı duvar kâğıtları, Venedik sıvası, toprak tonları, taş yüzeyler ve özel mozaikler kulübün sağlık merkezi gibi steril görünmesini engelliyor. Double-height mermer bar ve sıcak oturma alanları, wellbeing deneyiminin egzersizden önce sosyal ritüel ve aidiyet hissiyle başladığını anlatıyor.

Bu yaklaşım lüks wellness projeleri için güncel bir yön gösteriyor. Kullanıcı yalnız antrenman yapan biri değil; çalışan, dinlenen, buluşan, yemek yiyen ve günün farklı saatlerinde mekânla ilişki kuran bir misafir olarak düşünülüyor.

Wellbeing deneyimi yalnız egzersiz değil; gün boyu süren sosyal ritüel, malzeme atmosferi ve konut hissiyle tasarlanan bir hospitality programına dönüşüyor.

Kaynak: Hospitality Design