← News arşivi

Tasarım Gündemi / 19.09.2026

Bugün İç Mekanda 5 Sinyal

Kâğıt, çelik, koku, ses ve zanaat bugün iç mekânı ürün ölçeğinden deneyim ölçeğine taşıyor.

IşıkMobilyaZanaatMalzeme

19 Eylül seçkisi, London Design Festival çevresinden gelen beş güçlü başlığı içmimarlık, ürün ve malzeme dili açısından okuyor.

yukselmurat.com ana sayfasına dön
01

Işık / Malzeme

Kâğıt ve çelik aynı objede buluşuyor

Jesse Butterfield’in A Veiled Boundary sergisi, el yapımı kâğıttan dikilmiş lambaları ve dövülmüş paslanmaz çelik tabureleri aynı mekânda buluşturuyor.

Jesse Butterfield A Veiled Boundary sergisinde kâğıt lamba ve çelik tabureler
Fotoğraf: Jamilah Rose-Roberts / Wallpaper*

Jesse Butterfield’in Brompton Design District içindeki A Veiled Boundary sunumu, iki çok farklı malzemenin aynı atmosferde nasıl yan yana durabileceğini gösteriyor. Bir tarafta el yapımı kâğıtla geliştirilen, katlanan ve dikilen ışık gövdeleri; diğer tarafta el dövmesi paslanmaz çelikten üretilmiş tabureler var.

Kâğıt lambalar, ışık yandığında lif, dikiş ve kat izlerini görünür hale getirerek yüzeyi yalnız kaplama olmaktan çıkarıyor. Çelik tabureler ise dövülmüş, yakılmış ve elle şekillendirilmiş yüzeyleriyle endüstriyel malzemeyi daha dokunsal bir objeye dönüştürüyor.

İç mekân açısından bu ikilik değerli: hafiflik ve ağırlık, kırılganlık ve dayanıklılık, ışık ve oturma işlevi aynı kurgu içinde çalışıyor. Proje, malzeme kontrastının dekoratif bir jest değil, mekânın karakterini kuran ana karar olabileceğini hatırlatıyor.

Narin kâğıt ve sert metal, tek bir atmosfer içinde hem ışık hem mobilya karakteri kuruyor.

Kaynak: Wallpaper*
02

Duyusal Tasarım

Koku, mobilya ve ışığa dönüşüyor

.obj ve Super Ornament’in The Shape of Scent çalışması, üç mum kokusunu metal aydınlatma, paravan ve mobilya formlarına çeviriyor.

The Shape of Scent sergisinde metal paravan ve ışık objeleri
Fotoğraf: Ali Morris / Wallpaper*

The Shape of Scent, Shoreditch’te vintage clothing store Bread and Butter içinde koku ile obje arasında kurulan ilişkiyi araştırıyor. .obj, Super Ornament’ten üç mum kokusunun fiziksel nesneye dönüşmesini istemiş; sonuçta metal aydınlatma, mobilya ve paravan parçaları ortaya çıkmış.

Sergide her koku, bir duygu ve hafıza etkisi üzerinden form, işlev ve yüzey diliyle yorumlanıyor. Katlanır paravanın dekoratif metal panelleri ve küresel difüzörlü ayaklı lamba, kokunun tarif edilemeyen atmosferini daha okunur bir iç mekân elemanına çeviriyor.

Bu fikir retail ve hospitality tasarımında çok kullanışlı: marka kokusu yalnız havaya yayılan görünmez bir unsur olarak kalmak zorunda değil. Malzeme, yüzey işlemi, ışık sıcaklığı ve obje formu aynı duyusal hikâyeye bağlanabiliyor.

İç mekânda koku artık yalnız ambiyans değil, form ve yüzey dili üreten bir tasarım girdisi.

Kaynak: Wallpaper*
03

Mobilya / Ses

USM, modüler mobilyayı müzik deneyimine bağlıyor

USM, Symbol Audio ve The Vinyl Factory iş birliğiyle showroom’u çalışan bir plak dükkânına dönüştürüyor; DJ booth, medya konsolu, plak kasası ve ses modülleri USM sistemine entegre ediliyor.

USM Record Shop kurulumunda modüler mobilya, plaklar ve ses ekipmanları
Fotoğraf: Olly Mason / Wallpaper*

USM’in London Design Festival kapsamında kurduğu Record Shop, modüler mobilya sistemini plak, kahve ve DJ setleriyle yaşayan bir deneyime dönüştürüyor. Symbol Audio ve The Vinyl Factory iş birliğiyle geliştirilen kurgu, showroom’u klasik ürün teşhirinden çıkarıp çalışan bir dükkân atmosferine taşıyor.

Yeni USM Speaker Modules; display cabinets, record stands, DJ booth, audio and media consoles ve vinyl crates gibi parçalarla birlikte sistemin içine yerleşiyor. Böylece USM’in modüler dili yalnız saklama ve düzenleme üzerinden değil, ses ve sosyal kullanım üzerinden okunuyor.

İç mekân tasarımı açısından güçlü sinyal şu: depolama çözümleri artık nötr arka plan olmak zorunda değil. Doğru senaryo ile modüler bir sistem, kullanıcının ritüelini, koleksiyonunu ve mekândaki buluşma biçimini yöneten aktif bir sahneye dönüşebiliyor.

Depolama sistemi, yalnız düzenleyici değil; müzik, kahve ve sosyal ritüel üreten bir sahneye dönüşüyor.

Kaynak: Wallpaper*
04

Aydınlatma / Outdoor

Porta Romana, ışık ve mobilyayı dış mekâna taşıyor

Porta Romana’nın Traces koleksiyonu; duvar lambalarını tavan ışığına, masaları yeni oranlara ve heykelsi formları outdoor kullanıma uyarlıyor.

Porta Romana Traces koleksiyonundan heykelsi aydınlatma ve mobilya parçaları
Fotoğraf: Olly Mason / Wallpaper*

Porta Romana’nın Design Centre Chelsea Harbour’daki Traces koleksiyonu, markanın mevcut tasarım dilini yeni ölçek, işlev ve malzeme kararlarıyla genişletiyor. Duvar ışığının tavan ışığına dönüşmesi, masaların yeni oranlar kazanması ve dekoratif formların outdoor alana taşınması bu yaklaşımın temelini kuruyor.

Koleksiyon; hand-forged mobilyalar, dekoratif duvar fenerleri, asma aydınlatmalar ve taşınabilir lambalarla tekil ürünlerden çok aile hissi veren bir bütün oluşturuyor. İç mekânda kurulan heykelsi ışık dili, teras ve bahçe gibi açık alanlarda da aynı incelikle devam ediyor.

Hospitality ve lüks konut projeleri için burada önemli bir ders var: outdoor alan, iç mekânın basitleştirilmiş uzantısı olmak zorunda değil. Açık lounge, teras ve bahçe kurgularında da ışık, oran ve malzeme dili iç mekân kadar rafine çözülebilir.

İç mekândaki dekoratif ışık dili artık teras, bahçe ve açık lounge alanlarında da aynı rafinelikle devam ediyor.

Kaynak: Wallpaper*
05

Zanaat / Teknoloji

Japon zanaatı çağdaş teknolojiyle yeniden okunuyor

V&A’daki Craft x Tech, Japon geleneksel üreticileri uluslararası tasarımcılarla eşleştirerek cloisonné enamel gibi teknikleri çağdaş obje ve malzeme araştırmasına dönüştürüyor.

V&A Craft x Tech sergisinde Japon zanaat teknikleri ve çağdaş obje örnekleri
Fotoğraf: Jamilah Rose-Roberts / Wallpaper*

V&A’daki Craft x Tech, Japon geleneksel zanaat üreticilerini uluslararası tasarımcılarla bir araya getirerek tarihsel tekniklerin bugünkü tasarım nesnesine nasıl dönüşebileceğini araştırıyor. Sergi, altı farklı Japon üretim geleneğini çağdaş malzeme ve form denemeleriyle buluşturuyor.

Philippe Malouin’in Owari Shippo ile çalışması, cloisonné enamel tekniğini stackable kutular ve değişebilir final formlar üzerinden yeniden ele alıyor. İnce metal tellerin bakır yüzey üzerinde bölmeler oluşturması, ardından renkli vitreous enamel ile doldurulması, yüzeyin hem teknik hem dekoratif kapasitesini görünür kılıyor.

İçmimarlık açısından serginin değeri, zanaatı nostaljik bir motif gibi değil, üretim mantığı olarak ele alması. Geleneksel teknik; modül, yüzey, kutu, sergileme ve obje ölçeğinde yeniden çalıştırıldığında çağdaş mekânlara gerçek bir kimlik katmanı sağlayabiliyor.

Zanaat burada folklorik süs değil, yüzey, modül, kutu ve sergileme mantığını değiştiren güncel bir üretim dili.

Kaynak: Wallpaper*