Bugünün seçkisi; ışıkla açılan şehir konutu, malzemeden doğan ürün dili, modüler desenli zemin, mekansal aydınlatma ve Toskana’da zanaat odaklı tasarım araştırması üzerine beş kaynaklı okuma sunuyor.
01
Konut
Küçük daire, ışıkla sakin bir şehir kaçamağına dönüşüyor
Fotoğraf: Adrian Gaut / Design Milk
Studio Rosenthal’ın Gramercy Park yakınındaki daire yenilemesi, küçük metrekareli kent konutunda lüks hissin fazla gösterişten değil plan açıklığı, ışık akışı ve malzeme sessizliğinden kurulabileceğini gösteriyor. Daha önce üç yatak odasına bölünmüş olan plan, özgün iki yatak odalı düzene yaklaştırılarak yaşam alanına nefes ve gün ışığı kazandırılıyor.
Whitewashed oak dolaplar, yeni ahşap döşeme, trimless aydınlatma, rope wall covering, Lapitec mutfak adası, unfilled travertine raflar ve Pietra Gray mermer; daireyi tek bir sakin ton ailesinde buluşturuyor. Bu malzeme seçimi, şehir içindeki geçici konutu otel benzeri ama kişisel bir sığınağa çeviriyor.
Jacques Jarrige imzalı walnut giriş konsolu, Eric Schmitt tarafından tasarlanan entegre aplikli döşemeli başlık ve straw marquetry sehpa gibi özel üretim parçalar mekanın sessizliğini boşluk hissine düşürmüyor. Sanat işleri ve özel mobilyalar, nötr paleti katmanlı ve hafızalı hale getiriyor.
02
Ürün
Tasarım eskizden değil, malzemeyi zorlamaktan başlıyor
Fotoğraf: Ronald Smits / Design Milk
Rick Tegelaar’ın pratiği, ürün tasarımında formun çoğu zaman çizim masasında değil malzemenin direnç gösterdiği noktada doğduğunu anlatıyor. Tasarımcı, çocuklukta garajda başlayan üretim merakını metal işçiliği, kaynak, torna ve endüstriyel tasarım eğitimiyle birleştirerek malzeme odaklı bir dil kuruyor.
Chicken wire’dan türeyen Meshmatics Chandelier, dokuma LED fikirleri ve Tabby gibi işler; gündelik ya da göz ardı edilen malzemelerin doğru teknikle rafine objelere dönüşebileceğini kanıtlıyor. Burada estetik, malzemeye uygulanan baskı, esnetme, örme ve montaj kararlarının sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Bu yaklaşım, iç mekan için seçilen ürünün yalnız son görüntüsüne değil üretim hikayesine de dikkat çekiyor. Atölye, prototip ve el becerisi görünür olduğunda obje mekanda daha güçlü bir anlatı taşımaya başlıyor.
03
Yüzey
Moda arşivi zeminde cesur bir iç mekan yüzeyine dönüşüyor
Fotoğraf: FLOR / Design Milk
Trina Turk x FLOR koleksiyonu, zemini yalnızca mobilyaların üzerinde durduğu nötr bir yüzey olmaktan çıkarıp grafik kimliğin ana taşıyıcısına dönüştürüyor. Yeni tasarımlar, Turk’ün moda arşivindeki renk, desen ve Palm Springs iyimserliğini modüler halı ölçeğine aktarıyor.
Go With the Flow ve Midnight Muse gibi desenler, giysideki hareketli print dilinin iç mekanda daha büyük ve mimari bir ölçekte nasıl çalışabileceğini gösteriyor. FLOR’un modüler karo sistemi, desenin tek bir sabit halıdan çok değiştirilebilir bir zemin kompozisyonu gibi okunmasına imkan veriyor.
Bu iş birliği, renkli zeminin küçük aksesuar etkisi değil bütün odayı yöneten bir tasarım kararı olabileceğini hatırlatıyor. Özellikle sade mobilyalı mekanlarda desenli halı, duvar rengi kadar güçlü bir atmosfer belirleyicisine dönüşüyor.
04
Aydınlatma
Aydınlatma objesi mekanı tamamen işgal eden bir sisteme dönüşüyor
Fotoğraf: Courtesy of Lee Broom / Wallpaper*
Lee Broom’un London Design Festival için hazırladığı The Chant Chambers, aydınlatmanın mekana sonradan eklenen dekoratif bir obje olmaktan çıkıp bütün atmosferi kuran mimari bir sisteme dönüşmesini odağa alıyor. Chant koleksiyonunun cam küp modülü; avize, duvar ışığı, lineer sarkıt ve büyük ölçekli strüktürlere genişliyor.
Smoked glass bitiş, dairesel girintili cam küp formu ve tekrar eden modüler kurgu, 1970’lerin aynalı, koyu tonlu ve heykelsi iç mekan hissini çağdaş bir dille geri getiriyor. Broom’un vurguladığı gibi ışık, mekanda sadece durmuyor; odanın içinde akıyor, çoğalıyor ve strüktüre dönüşüyor.
Bu yönelim, hospitality, lounge, retail ve konut projelerinde aydınlatmanın tekil armatür seçimiyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Doğru modül tekrarlandığında ışık, tavan ve duvar arasında yeni bir mekansal ritim yaratabiliyor.
05
Zanaat
Tasarım objesi, yerel malzeme araştırmasına dönüşüyor
Fotoğraf: Dario Borruto / Wallpaper*
Toskana’daki Outsiders residency ve Vestigia 2026, tasarım objesini bitmiş ürün vitrini yerine yer, zanaat ve malzeme araştırması olarak ele alıyor. LABottega’nın Pietrasanta’daki kültürel hafızası; restoran, konaklama, galeri ve organik çiftlik arasında üretim odaklı bir tasarım platformuna dönüşüyor.
Programda tasarımcılar yerel zanaatkarlarla çalışıyor; mermer, seramik, terracotta, bronz ve geri kazanılmış malzemeler yeni objelere dönüşüyor. Üretilen parçaların yalnız sergilenmeyip konuk odalarında ve ortak alanlarda yaşamaya devam etmesi, tasarım ile kullanım arasındaki mesafeyi kısaltıyor.
Bu yaklaşım, zanaatı romantik bir dekor dili olarak değil, mekanın kimliğini üreten gerçek bir altyapı gibi konumlandırıyor. Yerel üretim, atık malzeme ve sınırlı edisyon fikri birleştiğinde obje hem hikaye hem de kalıcı atmosfer taşıyıcısı haline geliyor.