Bugünün seçkisi; daha topraklı yeşil tonları, küçük evde sahneleşen gündelik anlar, brutalist mimarinin ürün diline çevrilmesi, galeride dokunsal deneyim ve evde katmanlı aydınlatmanın atmosfer yönetimine dönüşmesi üzerine beş güncel okuma sunuyor.
01
Renk
Yeşil daha topraklı ve derin bir tona kayıyor
Fotoğraf: Courtesy of Behr / Design Milk
Behr’in 2027 Color of the Year seçimi Grounded T27-01, yeşilin iç mekandaki rolünü daha sıcak ve topraklı bir noktaya taşıyor. Design Milk’in haberine göre renk, moss ile olive arasında dolaşan bir yeşil karakteri kahverengi alt tonlarla derinleştiriyor; böylece gün ışığına göre tazelenen, öğle saatlerinde daha olive okunan, akşam ise daha sıcak ve sarmalayıcı hale gelen bir yüzey etkisi veriyor.
Behr Color Lab’in çalışması, yeşilin yalnızca doğa çağrışımı yapan bir dekoratif renk olarak değil, ışıkla değişen bir atmosfer aracı olarak ele alınmasına dayanıyor. Haberde aktarılan renk paleti; warm neutral, layered green, muted pink, clay tone, soft blue ve Nightfall, Sarsaparilla, Smokey Claret gibi daha derin tonları aynı doğa referansı etrafında topluyor.
Grounded’ın dikkat çekici tarafı, “restoratif iç mekan” fikrini soluk bej ve beyaz nötrlerle sınırlamaması. Daha zengin toprak tonları, doğal malzeme dokuları ve yeşilin kahverengiyle dengelenmiş hali; konut, otel odası, okuma köşesi ve sakin kamusal alanlarda hem rahat hem de karakterli bir arka plan üretebilecek bir renk yönü gösteriyor.
02
Küçük Konut
484 sq ft ev, küçük alanı sahneye çeviriyor
Fotoğraf: Carlo Oriente / Design Milk
Valentina Autiero’nun La Casa Olive e Capperi projesi, Sorrento Yarımadası’nda zeytinlikler içinde yer alan 484 sq ft’lik küçük bir konutu güçlü bir iç mekan anlatısına dönüştürüyor. Design Milk’in aktardığına göre ev, iki ana bölüme ayrılan mevcut strüktürü, taşıyıcı duvarları, tonozlu tavanı ve tek eğimli çatı karakterini saklamak yerine tasarımın başlangıç noktası haline getiriyor.
Projede her alan gündelik yaşamın ayrı bir sahnesi gibi kurgulanıyor. Giriş doğrudan yaşam alanına açılıyor; deniz manzarası, kompakt oturma düzeni, restore edilen pencere, geometrik döşemeler ve stilize çiçek motifleri, küçük hacmin farklı anlarını birbirinden ayırırken bütünlüklü bir atmosfer kuruyor. Autiero, perde kullanılmayan açıklıklar ve renkli camlarla dışarıyı iç mekana güçlü biçimde dahil ediyor.
Renk paleti Akdeniz peyzajından besleniyor: morlar, güneşli sarılar, olive green tonları, terrazzo zemin ve siyah-beyaz grafik hatlar birlikte çalışıyor. Yuvarlak sarı masa, şeffaf mor sandalyeler, mutfak backsplash’i ve yatak başındaki çizgisel kararlar; küçük evin yalnızca pratik bir çözüm değil, gündelik anları büyüten bir sahne gibi okunmasını sağlıyor.
03
Mobilya
Brutalizm ev ürünlerine yumuşayarak giriyor
Fotoğraf: Felix Speller / Wallpaper*
Made x Barbican koleksiyonu, Londra’daki Barbican’ın brutalist mimari mirasını 23 parçalık mobilya, aydınlatma, tekstil ve aksesuar serisine dönüştürüyor. Wallpaper*’ın haberine göre Made tasarım ekibi, Barbican arşivleriyle birlikte çalışarak hem kompleksin kamusal alanlarını hem de 1960’ların sonunda Miriam Howitt tarafından hazırlanan özgün show home iç mekanlarını araştırdı.
Koleksiyonun dili yalnızca ham beton etkisine yaslanmıyor. Barbican’ın modüler planları, grid yapıları, coffered waffle tavanları, göl kenarındaki oturma pod’ları, konser salonundaki tübüler akustik paneller ve kompleks boyunca tekrar eden yarım daire motifleri ürün formlarına aktarılıyor. Dual accent chair, Plinth coffee table ve Curve lamp serisi bu mimari referansların ev ölçeğine çevrilmiş örnekleri arasında.
Moss green, burgundy, ochre ve off-white tonları Howitt’in show apartment yaklaşımıyla ilişki kurarken; boat edge balkonlardan esinlenen grafik cushion ve Brute deep-pile rug gibi aksesuarlar brutalizmi daha sıcak, dokulu ve yaşanabilir bir ev diline çekiyor. Koleksiyonun London Design Festival kapsamında Barbican’da arşiv odaklı bir enstalasyonla sunulacak olması, ürün serisini yalnız satıştan çıkarıp mekan hafızasıyla ilişkilendiriyor.
04
Sergi
Galeri deneyimi oyun alanına yaklaşıyor
Fotoğraf: Alexis Salas / Design Milk
Cj Hendry’nin Pastel sergisi, Salon 94 Design’ın geleneksel galeri bağlamını fiziksel ve oyunbaz bir deneyim alanına dönüştürüyor. Design Milk’e göre serginin merkezinde yaklaşık bir milyon pastel boncuktan oluşan, yüzme havuzu ölçeğine yaklaşan bir çukur yer alıyor; ziyaretçiler bu alanın içine girip boncuklara dokunabiliyor, seçebiliyor ve takı gibi kişisel parçalar oluşturabiliyor.
Enstalasyonun çıkış noktası, Brooklyn’deki Space Club adlı çocuk oyun alanındaki boncuk masası. Hendry, çocukların ve yetişkinlerin boncukların içine dalma, dokunma ve küçük parçalar arama refleksini büyüterek yaklaşık 20 x 30 feet ölçüsünde, iki feet’ten daha derin bir etkileşim alanına taşıyor. Sergide boncukların yanı sıra sanatçının fotogerçekçi çizimleri ve heykelleri de üst katta gösteriliyor.
Pastel, galeri deneyiminin giderek daha dokunsal, sosyal medya dostu ve katılımcı hale gelişini açık biçimde gösteriyor. Salon 94 Design gibi daha kurumsal bir tasarım galerisiyle Hendry’nin Instagram üzerinden büyüyen izleyici dünyasının çarpışması, sergiyi yalnız renkli bir kurulum değil, izleyici davranışını merkeze alan bir mekan deneyimi haline getiriyor.
05
Aydınlatma
Katmanlı ışık, evin gün içindeki modunu değiştiriyor
Fotoğraf: Courtesy of Govee / Design Milk
Gemma Goldsmith’in Design Milk’te paylaşılan katmanlı aydınlatma yaklaşımı, evde ışığın tek bir tavan armatüründen ibaret olmadığını yeniden hatırlatıyor. Goldsmith, mid-century formlar, İskandinav sadeliği, doğal ahşap, dokulu tekstiller ve sıcak nötrler üzerine kurulu evinde ışığı son katman gibi değil, mekanı derinleştiren ve kullanım anlarını ayıran aktif bir tasarım aracı olarak ele alıyor.
Haberde öne çıkan fikir, aydınlatmanın gün içinde değişen ev kullanımına uyum sağlaması. Gündüz daha temiz ve parlak bir ışık çalışma ve yemek hazırlama gibi işlevleri desteklerken, akşam saatlerinde amber tonlara kayan daha yumuşak ışık oturma ve dinlenme alanlarını daha sarmalayıcı hale getiriyor. Zemin lambası, duvar yıkama etkisi ve vurgu ışıkları; mobilya, sanat ve mimari detayların algısını yeniden düzenliyor.
Bu yaklaşım özellikle evlerin aynı anda çalışma, dinlenme, ağırlama ve aile yaşamı gibi farklı rolleri üstlendiği güncel düzende önem kazanıyor. Katmanlı ışık, mekanı fiziksel olarak değiştirmeden farklı modlara taşıyan en hızlı araçlardan biri; iyi kurgulandığında teknoloji görünür olmadan atmosferi yönetiyor.